|
A, C ve E vitamini, antioksidan
etki göstererek serbest radikallerin hücrelere zarar vermesine
engel olarak yaşlanmayı yavaşlatır. Ancak bu ürünlerin gereksiz
yere veya fazla kullanımının da ters etkilerinin olabileceğini
hatırlatmak gerek...
Yaşlanma sürecinde kalıtımın, çevresel
faktörlerin ve yaşam şeklinin önemli yerleri vardır. Ancak
çevresel faktörler ve yaşam şekli bu sürecin neredeyse yüzde
70’ini etkiliyor. Bu oldukça yüksek bir oran. Kalıtımsal
özellikleri henüz kontrol edemediğimize göre çevresel faktörleri
ve yaşam tarzını kontrol ederek genç kalmayı veya sağlıklı
yaşlanmayı sağlamak mümkün olabilir. İşte buradaki en önemli
kontrol basamaklarından birisi beslenme davranışı...

VİTAMİN VE MİNERALLERİN ROLÜ:
Beslenmenin çeşitlendirilmesi, tek gıdaya yönelmemek gibi
beslenme davranışları vitamin ve minerallerin yeterli
alınabilmesi için önemlidir. Eğer bazı gıda grupları uzun süreli
olarak tüketilmiyorsa, bu gıdaların içerdiği bazı vitamin ve
mineraller yeterli alınmıyor demektir. Örneğin; süt ve süt
ürünleri içinde yer alan peynir, yoğurt, ayran, dondurma, sütlü
tatlılar gibi gıdaların hiçbiri uzun süredir tüketilmiyorsa
kalsiyum minerali yönünden eksik besleniliyor demektir. Bu
durumda kalsiyum yerine getirmesi gereken görevlerini
yapamayacak ve metabolizmada bazı eksiklikler oluşacaktır.
Araştırmalar bazı vitaminlerin yaşlanma sürecini yavaşlattığını
ve yaşam kalitesini artırdığını gösteriyor. Antioksidan olarak
adlandırdığımız bu öğeler hücrelere serbest radikallerin zarar
vermesine engel olurlar. Her insanın vücudu ve her hücre serbest
radikallerle karşı karşıya kalabilir ve bu maddeler hücrenin
zarar görmesine neden olur. Bu durum hastalıklara yakalanma
riskini artıracak ve erken yaşlanmaya sebep olacaktır. Bu
nedenle gıdalarla yeterince antioksidan almak veya gıdalarla
karşılanamadığı durumlarda destek ürünlerle eksiklikleri
karşılamak yaşlanmaya ve hastalıklara karşı koruyucu olacaktır.
Ancak bu ürünlerin gereksiz yere veya fazla kullanımının da ters
etkilerinin olabileceğini hatırlatmak gerekir. Antioksidan etki
gösteren vitaminlerin içinde A, C ve E vitaminleri yer alır.
A vitamininin en iyi kaynakları süt, koyu yeşil yapraklı
sebzeler, havuç, ıspanak sayılabilir. C vitamini ise en çok
turunçgiller, çilek, brokoli, lahana, maydonoz ve birçok meyve
ve sebzede bulunur.
E vitamini kaynakları ise bitkisel yağlar, ceviz, fındık, badem
gibi kuruyemişlerdir.
Antioksidan ihtiyacını karşılamak için pratik olarak her gün 5
porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Ancak bu sebze ve
meyvelerin toplanmasından itibaren kısa süre içinde ve çiğ
olarak tüketilmesi antioksidanların etkisinin azalmaması için
gereklidir. Beslenmeyle birlikte bu gıdaları alırken aynı
zamanda yaşam tarzı değişiklikleri de yapmak gerekiyor. Eğer
sigara ve alkol kullanmaya devam ediyor, egzersizi hala
hayatınızda bulundurmuyorsanız daha sağlıklı yaşlanmak için
yeterince çaba göstermiyorsunuz demektir.
HASTALIKLARDAN KORUYAN GIDALAR
Fitoöstrojenler: Soya ürünleri, kurubaklagiller, çekirdekli
üzüm
Beta karoten, Likopen: Domates, havuç, ıspanak
Kateşinler: Siyah ve yeşil çay
Genç ve sağlıklı kalmak için beslenmenizde dikkat etmeniz
gerekenler:
Her gün 5 porsiyon meyve ve sebze yiyin. Bunun bir kısmını taze
ve çiğ olarak tüketin,
Günlük beslenmenizde daha az yağ kullanmak koşuluyla az miktarda
badem, ceviz, fındık tüketin. Ancak aşırıya kaçmanız halinde
kilo alabileceğinizi unutmayın,
Kızartılmış ve kavrulmuş gıdalardan uzak durun,
Günde 2-2,5 litre su tüketin,
Haftada 2 kez balık tüketmeye çalışın,
Rafine edilmiş gıdalar yerine tam tahıl ürünlerini tercih edin.
Yani kurubaklagil, tam tahıllı ekmekler, kabuğu soyulmamış
pirinç gibi.
|